DÜNYA İMTİHANI

Selam olsun tüm inananlara selam olsun tüm kardeşlerime.Epeydir yoğunluktan sizlerle bir şeyler paylaşamıyorum Günler hızla gelip geçi...


Selam olsun tüm inananlara selam olsun tüm kardeşlerime.Epeydir yoğunluktan sizlerle bir şeyler paylaşamıyorum Günler hızla gelip geçiyor  hayatımızda, yüksek makamlara çıkmak, servet sahibi olmak çoğu insanımızın ortak arzusudur. Ama kâinattaki rahmet tecellileriyle bu arzumuz birlikte değerlendirildiğinde şöyle bir gerçekle karşılaşırız:

Bu dünya bizim sandığımız gibi, bir saadet yeri değil imtihan dünyasıdır. Eğer öyle olsaydı, dünyayı bize beşik, güneşi lamba yapan, bitkileri ve hayvanları hizmetimize veren Rabbimiz, bize de hayvanlar gibi dertsiz, tasasız bir hayat sürdürebilirdi. Bizi toplum hayatının içine atmaz; bitmek tükenmek bilmeyen problemlerle uğraştırmazdı.Bu imtihanı kazanan fakirler çok olduğu gibi, kaybeden zenginler de az değil. Çünkü, kısmetine razı olmayan insan, ne kadar varlıklı olursa olsun, daha fazlasına göz dikerek kadere isyan yolunu tutabilir. Yine, dünya payından az hisse alan nice fakirler de kendilerinden daha düşkün insanları düşünerek şükür yolunu tutabilirler.

Servet imtihanı oldukça ağır... Zekâtını eksiksiz vermek, bununla da yetinmeyip fakirleri sadakayla sevindirmek, o şaşaaya rağmen tevazu içinde yaşamak, kalbini dünyaya kaptırmamak ve maddî imkânlarına güvenmemek bu imtihanın en önemli soruları. Bunlar, nefsin hiç mi hiç hoşuna gitmez...Ve böyle uzayıp gider o kadar söylenecek çok şey var ki neresinden tutarsan o tarafa sürükler seni ; sizleri Yıldız kardeşimizin derlediği Dünya İmtihanı yazısıyla baş başa bırakıyorum...

Yüce Allah Buyuruyor ki;
            “Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir.Takva sahipleri için ahret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır.hala akıl erdiremiyor musunuz?” (Enam 32.ayet)
            Biz,misafir bu dünya misafirhane asıl yurdumuz olan da ahirettir.Bu dünya bizi asıl yurdumuza götüren bir köprüdür.Bütün köprüler gibi onunda başı ve sonu bellidir.Dünya boş ve aldatıcıdır,ona dalıp ahireti unutmak çok kolaydır.Dünyanın bir imtihan yeri olduğunu unutmamalıyız.Yüce Allah’ın benzetmesiyle “Oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir.”
Hz.Peygamber dünya hakkında ne güzel buyurmuştur.”Şu dünyada ben ,bir yaz günü seyahate çıkan bir ağaç altında azıcık dinlendikten sonra yoluna devam eden bir yolcu gibiyim.”
Ölümü unutmamalıyız,ölüm geldiği zaman hiç kimseden izin istemez insanoğlunun gençliğine ve sağlığına bakmadan canını alır.İşte ondan sonra ne malın nede dostların faydası olur.Dostları sadece mezara kadar eşlik eder,mal onu da yapmaz tıpkı vefasız arkadaş gibi sahibini yalnız bırakır.Kişiye eşlik edecek olan sadece insanın yaptığı iyi ve kötü amelleridir.Artık dünya hayatı biter,insanın ahlar vahlar çektiği yerden geriye dönüş yok.unutmamalıyız ki zaman çok kısa ve değerlidir.Çünkü harcanan zaman satın alınamaz borç verilemez.Zamanın değerini iyi bilmeli onu iman ve Salih amel ile değerlendirmeliyiz.Ölüm ansızın baskı vermeden önce hazırlıklı olmalıyız.Ölümü ve Allah’ı aklımızda çıkarmamalıyız.Lokman Hekim’in şu nasihati çok önemlidir.”Evladım ahret uğruna dünyayı feda et her ikisini de kazanırsın .Fakat sakın ola ki dünya uğruna ahretini feda etme her ikisini de kaybedersin.”
Dünya yorulma ve çalışma yeri olup ,ahret ise dünyada yapılanların karşılığının görüldüğü yerdir.Yani dünya ahretin tarlasıdır,dünyada ne ekersen ahirette onu biçersin .Tıpkı şu misal gibi iyi bir mahsul elde edebilmek için iyi bir tohum ekersin suyunu gübresini ve ilacını zamanında verirsen iyi mahsul elde edersin.Allah ahret için çalışanın emeğini boşa çıkarmayacağını ve mükafatını kat kat vereceğini vaad etmektedir.
Şöhret,para ve şehvetle imtihan edilmek en zor imtihanlardandır.İnsan nefsinde en zayıf nokta para ve şehvettir.Mala,paraya,mevkiye düşkün bir adam dinine büyük zarar verir.Şeytanın cirit attığı yer servet,şöhret ve şehvettir bu üç tuzak kişiye ahireti unutturur daha çok dünyaya bağlar.Gözünü dünya hırsı bürüyen bir kimse yedi sülalesine yetecek kadar biriktirdiği servetin kendisine ait olmadığını bir türlü anlamaz.Ancak insanın yiyip tükettiği ve sadaka verdiği kendisinindir.Bunlar dışında servetin kedisine faydası yoktur.
Akıllı insan hem dünyada hemde ahirette hesabını verebileceği bir hayat sürdürmelidir.Hesapsız kitapsız yaşayanların dünyada ne sıkıntılar çektiğini hepimiz görmekteyiz.Hapisler cezalar ve iflaslar ihmal ve dikkatsizliğin faturası insanın karşısına çıkmaktadır.Ahiretteki fatura ise ağırdır.Dünyada insanları aldatmak mahkemeleri yanıltmak torpil ve nüfus kullanmak mümkün olabilse de mahkemeyi kübrada böyle bir şey asla mümkün değildir.Rabbimiz şöyle buyuruyor;”O gün ne malın,mülkün faydası olacaktır ne de çoluk çocuğun.Ancak kalb-i selim ile Allah’ın huzuruna gelenler.(Şuara 88-89)
Sahabelerin hayatına baktığımızda şunu görmekteyiz.Onların gözünde dünya sevgisi silinmiş en küçük hücresine kadar Allah ve Peygamber sevgisi kaplamış.Onlar ne dünya cazibesine aldandılar ne de kafirlerin işkencelerine karşı imanlarından taviz verdiler.Sahabe neslinin en büyük arzusu yüz akıyla vicdan huzuruyla ve selim bir kalp ile ahirete göç edebilmekti.Hz.Ömer bir gün Hz.Muhammed’i hasır üzerinde yatarken görünce ağlar Peygamber niye ağladığını sorunca krallar kuş tüyü yataklarda yatarken,sen bu şekil yatıyorsun dedi.Hz.Muhammed ya Ömer istemezmisin dünya onların ahirette bizim olsun.Hz.Muhammed tebliğ hayatı boyunca karşılaştığı her insanı önce Allah’ın rahmeti ve cenneti ile müjdelemiş,azabı ve cehennemi ile korkutmuştur.
            Bir gün ashabını uyararak şunları anlatmıştır.”Yüce Allah cenneti yarattığı zaman Cibril’e git  ona bir bak buyurdu.O da gidip cennete baktı ve Ey rabbim senin izzetine yemin olsun ki işitip de ona girmeyen kalmayacak dedi. (Allah’u Teala)Cennetin etrafını nefsin hoşlanmayacağı şeylerle çevirdi.Sonra hele git ona bir daha bak buyurdu.Cebrail gidip bir daha baktı.Sonra korkarım ona hiç kimse girmeyecek dedi.Cehennemi yaratınca Cebrail’e yine git bir de şuna bak buyurdu.O da gidip baktı ve izzetine yemin olsun işitenlerden kimse ona girmeyecektir dedi.Allah’u Teala onun etrafını nefsin arzu edeceği şeylerle kuşattı.Sonra da ;git ona bir kere daha bak dedi.O da gidip baktı.Döndüğü zaman izzetine yemin olsun tek bir kişi kalmayıp herkesin ona gireceğinden korkuyorum dedi.”
İnsanın dünya imtihanı,Allah’ın rızasını kazanmak yada kaybetmektir.Allah’ın sevgisi ile dünya sevgisi birbirine ters orantılıdır.Hangisine ağırlık verirse diğeri güçsüz kalır,dünyanın bir intihan yeri olduğunu unutmamalıyız.Bu imtihan neticesi ya sonsuz saadet yurdu olan cennet yada ebedi bir ızdırap olan cehennemdir.Ne mutlu dünya ve ahret dengesini iyi tutana ve ne acı ki dünyaya dalıp ahireti  unutan insana.
Dünyası ramazan olanın
                        Ahireti bayram olur…(M.İslamoğlu)



Daha Fazla Lezzet

DERLEME 6687281351352843836

Yorum Gönder

Google+ Badge

PAYLAŞ

Image and video hosting by TinyPic

Sosyal Medya

facebook twitter google+ youtube

Bu Blogda Ara

BURALARDAYIZ

FACEBOOK

PİNTERST

DİLEK HANIMIN MUTFAĞI:Erzurum'luyum Malatya'nın geliniyim.Evli ve 3 çocuk annesiyim.

DİLEK HANIMIN MUTFAĞI:Erzurum'luyum Malatya'nın geliniyim.Evli ve 3 çocuk annesiyim.
Mutfakta zaman geçirmek,değişik tarifler denemek ve bunu sizlerle paylaşmak çok güzel,lezzetin dili dilekhaniminmutfagi.com da

Popüler Yayınlar

Blog Arşivi

item