DEDİKODU HASTALIĞI

              Yüce Allah şöyle buyruyor:             “Ey iman edenler zanın çoğundan kaçının,çünkü bazı zanlar günahtır.Birb...


  
      

   Yüce Allah şöyle buyruyor:

            “Ey iman edenler zanın çoğundan kaçının,çünkü bazı zanlar günahtır.Birbirinizin ayıplarını araştırmayın.Birbirinizin arkasından konuşmayın.(gıybet etmeyin),sizden biriniz ölü kardeşin etini yer mi? Çünkü bundan tiksinirsiniz.Allah’tan korkun şüphesiz Allah çok bağışlayan,çok acıyandır.”(Hucurat 12.ayet)
            Gıybet büyük günahlardan birisidir. Gıybet birinin arkasından konuşmak ve onun duyması halinde hoşnut olmayacağı sözler söylemektir.Yani insanın yokluğunda söylenenler,doğru ise gıybet yalan ise iftiradır.Gıybet dil ile mümkün oyduğu gibi işaret ve yazışma yoluyla da olabilir.Her halükarda  bir insan başkalarının bulunduğu bir ortamda birisi hakkında duyması halinde hoşnut olmayacağı sözler söylüyorsa bu yapılan gıybettir ve haramdır.
            Gıybet günümüzde adeta çağın hastalıklarından biri haline gelmiştir, insanda bazı içeceklerin bağımlılık yapması gibi gıybette aynı şekilde bağımlılık yapar ve  ağız artık dedikodu yapmadan duramaz. Özellikle kin,nefret,kıskançlık ve öfke gibi kalbi hastalıklar kişiyi daha çok gıybete sürükler.Bir kimse başka birine kızgınsa onu kötülemeye çalışır, hal bu ki başkasına kızıp ta kendisini cehenneme atmanın ahmaklık olduğunu bilen gıybet etmez.Gıybet etmekle ona zarar vermiyoruz bilakis ona faydamız dokunuyor,zarar ise bize dokunuyor. Ne gülünç bir durum; birine çok kızgınsınız onun yüzünü görmek istemiyorsunuz ama kalkıp sevaplarınızı ona veriyorsunuz. Hasan Basri Hazretleri hakkında gıybet eden bir kişiye bir tabak hurma gönderir.Arkadaşları sorar niye böyle yaptığını O’da şöyle der adam bana sevaplarını vermiş benim bir tabak hurma vermem çok mu?

            Hz.Peygamber gıybetin zinadan daha kötü olduğunu söyler.Bu durumda kul hakkına girdiği için,dedikodu edenleri uyarmalıyız.Eğer bunu yapamazsak konuyu dağıtmak için oraya başka bir konu katmalıyız.Bunu da yapamazsak o ortamı terk etmeliyiz.Eğer bunları yapmasak o yapılan gıybete bizler de ortak oluruz.İşte gıybet böyle bir şey ,ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi bir çok güzel ameli silip götürür.
            Yüce Allah gıybet ile ölmüş kardeşinin etini yemek kadar tiksindirici bir durumu benzeterek bizlere misler veriyor. Böylece Allah gıybetin çirkinliğini kullarına bildiriyor.Bediüzzamana göre ise Cenabı Hak (Hucurat)suresindeki ayetin başındaki soru edatıyla müminlere altı farklı açıdan sorular sormakta ve adeta şöyle söylemektedir.
            1-Aklınız yok mu ki bu derece çirkin bir şeyi anlamıyorsunuz? Düşünme ve idrak etme kabiliyetini yetirdiniz mi bu kadar iğrenç bir fiilin vahametini fark edemiyorsunuz?
            2-Kalbinize ne oldu ki böylesine nefret edilecek bir günaha karşı sevgi besliyorsunuz.Bu derece iğrenç  bir şey nasıl sevilir?
            3-Topluluk halinde yaşamaktan ve kolektif şuurdan beslenen sosyal hayatınız ve medeniyetiniz böylesine zararlı ve zehirli bir işi nasıl kabullenir,nasıl tepki gösterilmez?
            4-İnsani hisleriniz bu kadar alçaldı mı ki bir insanın ölü etini dişlemeyi makul görüyorsunuz?
            5-İnsanlara karşı taşınması gereken şefkat ve incelik gibi duygularınıza ne oldu ki başta din kardeşliği olmak üzere pek çok yönden kardeş gibi olduğunuz bir mazlumun manevi kişiliğini insafsızca dişleyebiliyorsunuz?Kendi uzvunuzu nasıl ısırabilirsiniz?
            6-Vicdanınız nerede? Fıtratınız bozulmuş muhterem bir kardeşinize karşı etini yemek gibi en iğrenç bir işi yapıyorsunuz?
            İşte gıybet eden biri bütün bu sorulara cevap aramalı.
            Biz başkalarının kusurlarını görme konusunda kartallara ve kendi hatalarımızı görme konusunda da köstebeklere benzemeliyiz. Eğer insanlar önce kendi hatalarını görürlerse gıybeti biraz azaltırlar ama bunun aksine kendi hatalarına bakmadan başkasının dedikodusunu ederler. Dedikodu ise kulu hem dünyada hem de ahirette zor durumda bırakan, ayrıca sevgi saygı ve dostluğun çiçekleri açmadan o tomurcukları kurutan bir zehirdir. Bizler Hz.Ali’nin dediği gibi yapalım “kişi başkasının hatasına bakacağına önce dönüp kendi hatasına baksın”
            İnsanoğlu melek değildir, güzel yönleri pozitif davranışları olduğu gibi eksikleri ve yanlışlıkları da vardır. Önemli olan kendi hatalarımızı görüp başkasının hatasına bakmamamız.Başkasının hatasını değil de kendi hatasını gören insana ne mutlu.Hem bilmeliyiz ki gıybeti yapılan Salih amellerle sevap testisini bir yandan tertemiz suyla doldururken diğer yanda testinin altını kırıp yapılan onca güzel işleri heba etmek ve boşa akıtmak kadar delice bir davranıştır.Hitap çiçeğimiz olan dilimize sahip çıkmalıyız.Onu gıybet söz taşıma ve yalan gibi kirli şeylere değil de onu zikir ve ilimle terbiye etmeliyiz.Hz.Peygamber şöyle buyurdular “Kıyamet günü bütün insanlar mahşer meydanında toplandığında ,her birinin eline  birer amel defteri tutuştururlar,içlerinden birisinin eline tutuşturulan amel defterine bakıp da yaptığı ibadetleri ve gerçekleştirdiği iyi eylem ve davranışları orada görmeyince Allah’a şöyle seslenir “Ey Allah’ım bu benim amel defterim değil çünkü burada dünyadayken yaptığım ibadetlerden ve gerçekleştirdiğim iyi eylem ve davranışlardan hiçbirini göremiyorum” Bunun üzerine kendisine şöyle hitap eder “Ey kul senin Allah’ın hata yapmaz.Sen dünyadayken gıybet yaptın.Bu yüzden de yaptığın ibadetler ve gerçekleştirdiğin iyi eylem ve davranışlar gıybet yüzünden yok olup gitti,ibadetler ve gerçekleştirdiğin iyi eylem ve davranışlar gıybetini yaptığın kimselere verildi”…
            Cennete yakın olmak cehennemden uzak kalmak istiyorsak ve bizleri birçok günaha götüren dilimize sahip çıkarsak ahiret sermayemizi korumuş oluruz.Yazın sıcağında oruç tutuyoruz çok zor bir ibadet sabah namazında uykumuzu bölüp namaz kılıyoruz.Hac ve umre yaparken yine zorluklar çekiyoruz ve birçok arzularla nefsimizi terbiye etmeye çalışıyoruz.Yani bir yandan meşakatlı bir şekilde ahiret sermayemizi biriktirmeye çalışırken diğer yandan gıybet gibi pis bir hastalıkla dağıtmamalıyız.

            Bir gün gözlerimizi bambaşka bir alemle açacağız o gün işte ebedi hayatımızın başlangıç günü olan müstesna günde eyvah sesleri çıktığı zaman her şey bitmiş olacak,işte o gün gelmeden önce bizler müflis duruma düşmeden sermayemizi korumalıyız.
                                                                                             DERLEYEN
                                                                                          YILDIZ ŞAHİN

Daha Fazla Lezzet

DERLEME 1692460579128207603

Yorum Gönder

1 yorum

Adsız dedi ki...

çok beğendim

Google+ Badge

PAYLAŞ

Image and video hosting by TinyPic

Sosyal Medya

facebook twitter google+ youtube

Bu Blogda Ara

BURALARDAYIZ

FACEBOOK

PİNTERST

DİLEK HANIMIN MUTFAĞI:Erzurum'luyum Malatya'nın geliniyim.Evli ve 3 çocuk annesiyim.

DİLEK HANIMIN MUTFAĞI:Erzurum'luyum Malatya'nın geliniyim.Evli ve 3 çocuk annesiyim.
Mutfakta zaman geçirmek,değişik tarifler denemek ve bunu sizlerle paylaşmak çok güzel,lezzetin dili dilekhaniminmutfagi.com da

Popüler Yayınlar

Blog Arşivi

item